İsmail Erdoğan ~ 15 Şubat 2012 ~ Köşe Yazıları, Manşet, Yazarlar
Bir Müslüman’ın hayatıyla markaya dönüşmesi gerekir!
Diğer insanların kendisini üstüne elbise gibi giydiği bir marka!
Yeryüzünün albenisi en yüksek markası, Müslüman olmaktır!
İçinde nefes almak için nefeslerin tutulduğu bir marka!
Nefislerin kendisine kurban verilerek temize çekildiği bir marka!
İnsanları, yakından uzağa, uzaktan yakına şaşkına çeviren bir marka!
Yakın olmak ve kuşatmasından hiç çıkmamak isteyecekleri bir marka!
İnsanların cazibesine dayanamayacağı ve içine girmek için can atacağı bir marka!
İçinde bir heyecan moduna girildiği ama heyelana hiç uğratmayan bir marka!
Giyildikçe tükenen ve tüketen değil, giyenlerle üreyen ve giyenleri üreten bir marka!
Giyildikçe eskimeyen ve hiçbir zaman kenara atılamayan, her zaman miras bırakılarak kendini yenileyen bir marka!
İnsanları sarsarak uykularından uyandıran ve meraklarına uyanıklık getiren bir marka!
İnsanları aramaya ve araştırmaya teşvik eden ve içlerindeki tecessüs aşkını tetikleyen bir marka!
İnsanları kendine ve hakikate çağıran ve kendisiyle ilgili bilgiyi ‘hakk’al yakîn’le buluşturan bir marka!
Hayatta her şeyi yerli yerine koymanın ve hiçbir şeye haksızlık etmemenin adı olan adaletin, resmi ve gayri resmi yüzü bir marka!
Nezaketin, zerafetin ve letafetin yerde beden gökte ruh olduğu ve bütün dünyayı fethettiği bir marka!
Naif bir bedenin damarlarında hususiliğin kanıyla ve hassasiyetle akmanın adı ve temizlenmenin tadı olan bir marka!
Müslüman olmak ve Müslüman olmayanlarda Müslüman, Müslüman olup ta Müslüman olamayanlarda ise teslim olma hissini doğurmak! Müslümanca yaşamak ve bir marka olmak böyle bir şey! Öyle bir hayat yaşarsın ki Şair’in diliyle(Sezai karakoç) ve peygamberin eliyle(Hz. Ömer) “seni öldürmeye gelenler sende dirilirler”! Öyle bir hayat yaşarsın ki senden evrene yükselen enerji, dünyanın sarhoşu insanları titretir ve fıtratlarına davet eder! Her gün baktıkları aynaya tekrar bakmak zorunda kalır ve hiç görmedikleri şeyler gözlerine saplanır insanların! Kendilerine görünmeyen şeyler görünür olmaya başlar! Fıtratlarını(yaratılış) hatırlatırsın insanlara ve ne kadar uzaklara düştüklerini! Ne menem bir hayatta ne biçim yaşadıklarına ve bütün biçimsizliklerine ayna olursun ve biçmeyen biçimler doğurursun! Hayatlarıyla her gün bayatlayan insanlara nazenin tazelikler armağan edersin! Ekmeğin değil emeğin yoksulu insanlara alınlarındaki ter kurumadan ücretlerini vererek, emeğin ve ekmeğin en büyük manifestosuna hayat verirsin! Hayalleri olanlara hayat, hayatı olanlara da hayaller ve yüksel idealler bahşedersin!
Evet Müslüman olmak bir marka olmak demektir! Nasıl yaşamalı sorusunun yegane cevabı olarak dolaşmak demektir hayatın bütün damarlarından ve kulvarlarında!
Bocalayıp duran insanlara, “Durun kalabalıklar, burası çıkmaz sokak diyerek” insanları çıkmazdan, çıkılamaz sanılan zirvelere kanatlandırmak ve bu yolda insanlara rehberlik etmektir Müslüman olmak!
Boş yaşamamanın ve bütün boşlukları içindekilerle doldurmanın adıdır Müslüman olmak!
Tedirgin ve korkuyla yaşayan, kaygıdan yapılma insanlara “Korkma, ben varım” diyebilmektir! “Benim olmadığım yerde kimse yoktur” diye seslenebilmektir!
Düşmanın bir nefeslik yakınında ve korkunun ciğerlerinde nefes alırken “Korkma, Allah bizimledir” diyebilmektir!
Bir müşrik yayından çıkan ve hedefinde sevgilinin olduğu bir oka gözlerinizle dur diyebilmek ve kafatasınızı sevgiliye armağan edebilmektir Müslüman olmak!
Almak için vermek değil, sadece vermek için vermek ve Allah’ın verdiğini insanlara hediye etmektir Müslüman olmak!
Müslüman olmak ve dünyaya mutluluk pompalamak! İnşirah(iç huzur) pazarlamak ve karşılığında Allah’ın rızasını almak! Allah’ın rızasıyla yaklaşmak ve Allah’ın rızasıyla uzaklaşmak! Sekineler doğurmak kalplerde ve sekineler doğuracak kalplere sahip olmak!
Çağımız cilalı imaj çağı! Bir Müslüman’ın Müslüman’ca bir imajla nefes alması ve hareket etmesi icap eder bu yüzden! Mevcut ve İslami olmayan bütün imajları yerle bir edecek bir imaja sahip olması ve bu cihette bir markaya dönüşmesi gerekir bir Müslüman’ın! Parayla satın alınamayan ve hiçbir ciheti paraya vurulamayan, paranın ulaşamadığı bir marka! Paranın, dilencisi olduğu ama ellerinin hep boş kaldığı bir marka! Hiçbir alıcısı olmasa da zamanımızın saplantılarla dolu dünyasında, yine de var olmalı ve var olmak gibi bir derdi olanlara reçete sunmalı bir Müslüman! Çağın hastalıklarına davet değil bütün hastalıkları deşifre etmeli ve hayatıyla bu hastalıklara devalar doğurmalı Müslüman! Çünkü insanlığın madden ve manen bu kadar hasta olduğu bir çağ daha önce görülmedi! En büyük hastalığımız ise özellikle de ruhen hasta olduğumuzu ve içimizin boşluklarla dolduğunu kabul etmemek! Ölmeden ruhumuzu öldürüp bedenimizden ayırdıklarını ya da ruhumuzu bedenimizde esir hale getirdiklerini kabul etmemek! Müslüman, tam da bu zamanlarda ve tüm zamanlarda insanlara ayna olarak nasıl bir yalanın içinde yaşadıklarını ve her gün bu yalanı biraz daha nasıl büyüttüklerini göstermekle mükellef bir halifedir! İşte o zaman bir halifedir ve kendi varlığını fethetmiş demektir! Her gün, büyüyen egoları içinde küçülen insanların dünyasında egoları yerle bir ederek insanları, o genetiğimizde yazılı olan insanlığımızı içeriden dışarıya doğru çıkarmak gibi bir misyonumuz var Müslüman olarak ve Allah’tan başka hiçbir şeye teslim olmayarak!
Yazının Tüm Hakları İsmail Erdoğan‘a Aittir. Kopyalanması, özellikle yazarın ismi ve linki verilmeden başka yerlerde yayınlanması yasaktır. Yayınlayanlar tüm kanuni sorumlulukları kabul etmiş sayılır….
56 views
Etiketler: burası çıkmaz sokak, cilalı imaj çağı, dünyaya mutluluk pompalamak, EVRENİN MARKASI, hayatıyla marka olmak müslüman olmak, HZ. ÖMER GİBİ, MÜSLÜMAN OLMAK, Müslüman olmak bir marka olmak demektir, nasıl bir müslüman olmalı, seni öldürmeye gelenler sende dirilirler, sezai karakoç