Nuran Baydar ~ 16 Şubat 2012 ~ Köşe Yazıları, Manşet, Yazarlar
İslam sözcüğü Arapça “se-le-me” kökünden türemiştir ve anlamı “barış”tır. Bununla birlikte kökün etken ortaç şekli eslemedir ve “teslimiyet” anlamına gelir. İslam, “teslimiyet” anlamına gelirken, müslüman da “teslim olan” anlamına gelir ve burada teslim olunan tek yaratıcı Allah’tır..
Kadın kelimesinin kökeni Soğdakça olup ‘Hvaten’ sözünden gelir.Hvaten ‘kraliçe’ demektir.Zamanla hvaten önce hatun, sonra katun, en son da kadın şeklinde söylenmeye başlanmıştır.
Çoğu erkek eşine ”HANIM” diye hitap eder ama nereden geldiğini bilmez :
Bir gün Cengiz Han sarayına, tüm hanlarını toplamış , tahtının sağ yanına da eşini oturtmuş;
Cengiz Han hanlarına,
– “Ben Hanlar Han’i Cengiz Han, hepinizin hanıyım” demiş ve sonra eşini göstererek;
– “Bu da benim HAN’IM” demiş…
Erkek kelimesinin kökeni ise güç anlamına gelen erk’tir.İslam’da güce boyun eğen kadın değil,sevgisiyle ve emeğiyle teslim olan kadın vardır.Erkeğinin önünde eğilen değil,onun yanında han olan kadın vardır… Hor görülen,dövülen değil,barış ile taçlanan kadın vardır.Kadın ki,islam’ın baştacıdır…
Barış,teslimiyet / kraliçe,han/Güç. Şimdi bu sözcüklerin yanına ”dayak,şiddet,kuma” gibi sevimsiz sözcükleri eklesem; yakıştıramayız yan yana,değil mi ? Çünkü barışa yakışan hoşgörüdür; teslimiyete yakışan sadakât ; kraliçeye tevazû yakışır; han’a edep.. Kadına yakışan er kişidir..Erkeğe yakışan hanımı korumak,kollamak,rabbinin emanetine ‘amenna ve saddakna’ teslimeyeti ile sımsıkı sarılmaktır.
Güzel bir bahar sabahı ‘Çimlere basmayın’ uyarısını görüp de umursamadan yine çimlere basan insanları gördüğümüzde kızarız,değil mi?.. Çünkü güzelliklere uzanan çirkin ellere razı olamaz kimse. İslamiyet,kadının değerini bas bas bağıyorken, bunu görmemezlikten gelmek,dahası kadının adını yok etmeye çalışmak dinimizin güzelliğine kara çalmak gibi… Oysa bahara yakışan gül’dür.Gülen yüzlerde tokat bitmez.Gülen yüzlerde hoşgörü ve sevgi yetişir.
İslâmiyet, kadını; kız çocuklarının diri diri gömüldüğü,kadının eşya gibi alınıp satıldığı bir devirden müstesnâ bir değere çıkarmış ve kadın hakları üzerinde titizlikle durmuştur.Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’de:”Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.” buyurmuştur.Peygamber Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda: “Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız.” buyurmaktadır.
Başka bir hadîs-i şerîflerinde de: “Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır” buyurur.Peygamber Efendimiz (sav) erkeklere, kadınlara dâimâ iyi davranmalarını tavsiye ederek:”Mü’minlerin îmân bakımından en olgunu ve en hayırlısı, hanımına karşı en hayırlı olanıdır.” ”Hanımlarınızı üzmeyin. Onlar, Allahü teâlânın size emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!” ”Hanımının kötü huylarına katlanan erkek, belalara sabreden Hz. Eyyüb gibi mükafatlara kavuşur. Kocasının kötü huyuna sabreden kadın da, Hz. Asiye gibi sevaba kavuşur.” buyurmaktadır.
Dünya kadınları, İslam’ın kendilerine verdiği kıymeti, rahatı, huzuru, hürriyeti bilselerdi müslüman olmakta tereddüt etmezlerdi.Cahiliyye dönemine çöreklenmiş bir zihniyetin ayakları altında kadınları ezenler, bilmiyorlar ki cennet annelerin ayakları altında serili.’Bilmiyorlar!’.Kız çocukları diri diri gömülmüyorsa da artık; şefkat,merhamet,hoşgörü hep toprak altında…Kaçırılan,dövülen,hatta öldürülen kadınlar hergün yeni haberlerle manşetlerde.’Kadına hak ettiği değeri veremedik’ diyerek bir özeleştiri getirirken bile, islamiyetin getirdiği değerlere kulak tıkamaya,göz yummaya devam ediyoruz.
İslamın aile yapısında kadın ve erkeğin ayrı görevleri ve sorumlulukları vardır.Ancak bu sorumluluklar birini diğerinin üstünde veya altında tutmaz. Kadınla erkek birbirini tamamlayan unsurlardır.Kadının daha hassas ve duygusal oluşu,erkeğin daha güçlü ve geçim sorumluluklarının oluşu gibi farklılıklarla aile içinde birbirlerini tamamlar.
Allah Teala’nın, “Onlar sizin elbiseniz, siz de onların elbisesisiniz” (Bakara, 187) buyurduğu üzere eşinin olmaması halini bir çıplaklık, bir rahatsızlık,bir eksiklik olarak tarif eder. Erkek kadınla, kadın erkekle örtünür, korunur, eksiklerini tamamlar ve mahremiyetini muhafaza eder.Hayırlı bir amel olan evlilik, Allah rızası için yapıldığında değer kazanır ve ibadete dönüşür. Peygamber Efendimiz’in (sav), “Bir erkek karısının elini tuttuğunda parmakları arasından günahları akar gider” buyurduğu rivayet edilmiştir. Çiftlerin birbirlerine güzel muameleleri ibadet niteliğindedir.Kadın ve erkeğin en hayırlısı,sevgiyi muhabbetle besleyip, sadakâtinden ödün vermeden sorumluluklarını yerine getirebilendir.
Üstad Bedîüzzaman Hazretleri Lemalar’da, kadın ve erkek arasındaki sevgi bağının yalnız dünyevî hayatın ihtiyacı için olmadığını; kadının kocasına yalnız dünya hayatında değil, ebedî hayatta da hayat arkadaşı olduğunu; böylesine değer verilen kadının da, ebedî hayat arkadaşı olan kocasının nazarının dışında başkasının nazarını kendi güzelliklerine çekmek sûretiyle, kocasını kendisinden darıltmaması ve onu kıskandırmaması gerektiğini kaydeder. Zira, Peygamber Efendimize de “Ey Allah’ın Rasulü hangi kadın daha hayırlıdır?” diye sorulduğunda : “Kocası bakınca onu sevindiren, emredince hemen itaat eden, nefis ve malında kocasının hoşuna gitmeyen şeyde ona muhalefet etmeyen kadındır” şeklinde cevap vermişlerdir.
İslam,kadın ve erkek kelimelerini yoğurduğumuzda, aile olmanın bir devlet kurmaya benzediğini görebiliriz. Devlet ilkelerinden biri eşitlik ise; kadın ve erkeğin de, insan olma yönünden, akıl, bilgi ve kültür yönünden eşit olduklarını söyleyebiliriz. Çünkü üstünlük ancak takva iledir.Takva,Allah’tan korkmak, günahlardan sakınmak, O’nun razı olmadığı hareket, tavır, hal ve sözlerden uzak durmak, O’nun rızasına ermeyi yaşama gayesi bilmek ve bunu kaybetmekten son derece korkmaktır.İşte, kim böyle yaşarsa üstün insan, faziletli insan odur.Kadının onuru iffetinde, erkeğin onuru ise emanetini korumasındadır…
Rabbim yolundan ayırmasın.Saygılar.Vesselam.
Nuran Baydar / diyanethaber.com.tr
Yazının Tüm Hakları Nuran Baydar‘a Aittir. Kopyalanması, özellikle yazarın ismi ve linki verilmeden başka yerlerde yayınlanması yasaktır. Yayınlayanlar tüm kanuni sorumlulukları kabul etmiş sayılır….
106 views
Etiketler: İslam, islamda erkek, islamda kadın, islamın kadına verdiği değer, kadın, kadının kelime anlamı, nuran baydar
Modern dünyada ulus temelli devlet anlayışında fertler arasında kadın ve erkek arasında ayrım yapmaksızın eşit olma ilkesinden bahsedilebilir ve Batı’nın kendi tecrübesi içinde bu ilke doğru da olabilir! Ama söz konusu İslam’sa, İslam’ın devlet prensibiyse ne kanun önünde ne de hayatın bütün tezahürlerinde bir eşitlikten bahsetmek mümkün değildir! Çünkü eşitlik ilkesi başta kadına ve onun yaratılışından getirdiği üstün özelliklerine, sonra ise erkeğe bir haksızlıktır! bu yüzden İslam dininde eşitlik ilkesi değil ondan çok daha yüce bir ilke olan ve hayatta her şeyi yerli yerine koymanın adı “adalet” ilkesi vardır! Çünkü adalet kadına da erkeğe de fıtratına uygun olan hakkını vermektir!
Mea sselam!
Eşim olma, karım ol!
Eşim olma, karım ol! Bakma daha ilkel durduğuna sen, ruhu vardır kelimelerin. “Karı-koca” “eş”ten daha çok şey anlatır. Hatta belki bize unutulmuş bir şeyi söyler.
Sahi, biliyor musun? Neden erkeğe “koca”, kadına da “onun karı” demiş eskiler?
Eşim değil, karım ol! Kedilerin eşi olur, terliklerin de… İnsanın eşi olmaz. Bir ömür eşlik ediyor diye mi sevgiliye eş denir? Eşlik etm…ek yeter mi? Fazlasını beklemez mi insan yârinden? Kelimeleri yitirmeseydik anlardık belki, evlenecek erkeğe eskilerin neden ”koca” dediklerini. Çünkü “koca” bilge demektir, yüce demektir. Koca demek, dağ demektir. Ve ne kadar yüce olursa olsun, üstünde kar olmayan dağ eksiktir. Dağların yücesine kar yağar diye kadına da “kocanın karı” demişler. Bakma şimdi evlenenlerin “karı-koca” ilan edildiğine. “Koca ve onun karı” olmalıdır aslında. Yani yüce bir dağ olmalı adam. Kar gibi pak ve masum olmalı kadın. Örtmeli ve bir ömür, süsü olmalı dağın. Çünkü üşür tepesinde kar olmayan dağ, ne kadar yüce olursa olsun, yarım görünür…
Eşim olma, karım ol! Bana benzemeye çalışma sakın. Bana benden lazım değil bir tane daha. Ama unutma ki sensiz yarımım. Her zaman söylemem, ama sen anla.
Eşim olma, karım ol! Beni tamamla…nuran abla yazıların mükemmel bundan sonra takibimdesin yüreğine sağlık.