Kahraman Efe ~ 10 Şubat 2012 ~ Köşe Yazıları, Manşet, Yazarlar
Maalesef kavramların bir birine karıştığı, önem sırasının kaybolduğu ve asıldan ziyade yapaylar içinde boğulduğumuz bir çağda yaşıyoruz. Hayatımızın her alanında çelişkili ve suni niyetler var. Samimiyet ve ihlas problemi yaşıyoruz.
“Ben” merkezli düşünüyoruz, başkalarının iyiliğini ve felahını düşünmüyoruz, ya da olması gereken de değil, kendi nefsimize göre düşünüyoruz.Bu her alanda böyle…… Maalesef öyle bir hal aldı ki, gerçekler yalanlara, ihlas riyaya, doğruluk kaypaklığa ve en önemlisi farzalar nafilelere yenik düştü.
Bizler şu an hep şeytanın sağdan tokatlarını yiyiyoruz ve bunun farkında değiliz.Çünkü bu tokatlar, “sevap işliyoruz” kılıflı olduğundan anlayamıyoruz. Bundan dolayı çıkan problemleri de çözüme kavuşturamıyoruz. Hayattaki her problemin altında, dini anlayamama ya da yanlış yorumlama vardır. Bizler dini tek kulvar olarak düşünemeyiz. Çünkü din ilahi emirler bütünüdür. Bu bütün içinde aile, çevre, toplum, siyaset ve ekonomi ye ait her şey vardır.Her alanda huzur anca bu ilahi emirler doğrultusunda yaşanırsa var olur.
Neyse konuyu şuraya getireceğim.Bir toplumsal meseleye.
Hani dedim ya hep kendimizi düşünmeye başladık. Niye mi?
Çoğu haberler de görüyor ve işitiyoruz. Mesela: “Kredi kartı borcu yüzünden intihar etti, ya da işsizdi bunalıma girdi astı ya da kesti, borçları yüzünden kaç gündür haber alınamıyor, ailesi perişan……” Bu na benzer binlerce haber. Hiç düşündük mü? Bu olanlardan benim de bir suçum var mı, ben debu suça ortak mıyım? Nasıl yani, ne demek istiyorsun? Gibi laflar duyuyorum sanki……
Cevap veriyorum: Hani dedim ya hep bizler sağdan tokat yiyioruz.Cevap burada;
Nâfile hacca(UMREYE) gideceklerden biri Bişr-i Hâfî’ye vedâ için geldi Ona;
“Ben hacca gidiyorum, bir emriniz var mı?” deyince;
“Ne kadar harçlığın var?” diye sordu
“İki bin dirhem harçlığım var ” diye cevap verdi Bişr-i Hâfî:
“Hacca gitmekle zühdü mü, yoksa Kâbe’ye olan aşkını mı, yoksa Allah rızâsını mı kastediyorsun?” diye sorunca, adam:
“Allah rızâsını kastediyorum ” dedi Bunun üzerine Bişr-i Hâfî;
“O halde evinde dururken, Allah’ın rızâsını kazandıracak bir şeyi sana söylersem, yapar mısın?” deyince;
“Evet yaparım ” karşılığını verdi Bunun üzerine Bişr-i Hâfî;
“O halde sen bu iki bin dirhemi, borcunu ödeyemeyen bir fakire, yiyeceği olmayan bir yoksula, nüfusu kalabalık, geçimi dar olan bir âileye, yetimi sevindiren bir yetim bakıcısına ve bunlar gibi on kişiye yirmişer dirhem ve hattâ istersen hepsini bunlardan birine ver Zîrâ müslümanı sevindirmek, düşkünlere el uzatmak, sıkıntıyı gidermek ve zayıflara yardım etmek, nâfile olarak yapılan yüz hacdan daha sevaptır Kalk da dediğim gibi yap Şâyet böyle yapmak istemiyorsan asıl kalbinde olanı bana söyle ” dedi Vedâya gelen kimse;
“Doğrusu kalbimde hacca gitmek tarafı kuvvetlidir” dedi Bunun üzerine Bişr gülümseyerek adama döndü ve;
“Servet, şüpheli şeylerden kazanıldığı takdirde, nefs, kendi arzularından birinin yerine getirilmesini ve sâlih ameller yaptığını göstermek ister Halbuki Allahü teâlâ, yalnız muttakîlerin, haramlardan sakınanın amelini kabul eder ” buyurdu
Fazla yoruma gerek yok her halde………..
Sevgiler saygılar…
Kahraman EFE/diyanethaber.com.tr
Yazının Tüm Hakları Kahraman Efe‘e Aittir. Kopyalanması, özellikle yazarın ismi ve linki verilmeden başka yerlerde yayınlanması yasaktır. Yayınlayanlar tüm kanuni sorumlulukları kabul etmiş sayılır….
43 views
Etiketler: bişri hafi, bişri hafiden ders, biz katilmiyiz, her insan komşusundan sorumludur, ibadetler ne için yapılıyor, sorumluluk bilinci